HPV aşısı nedir? diye bir soruyla başlayacak olursak, HPV aşısı rahim ağzı kanserine sebebiyet veren Human Papilloma Virüsüne karşı koruyan bir aşı türüdür. Bu aşı 150’den fazla ülkede bugün ücretsiz şekilde yapılıyor. Aşı özellikle küçük yaşta (9 yaş itibariyle) yapıldığında daha iyi koruma sağladığı bilimsel araştırmalarla sabit. Türkiye’de bu aşıyı olabilmenin bedeli ise an itibariyle üç dozu için 14 bin TL.

Peki Türkiye’de bu aşı neden bu kadar pahalı ve dahası neden “paralı”? Neden paralı olduğu konusu bence daha mühim. Bir insan neden kanserden korunmak için, yani yaşam hakkı için para ödemek mecburiyetindedir? Bu çok ilginç bir husus gerçekten. Yoksul olarak nitelenen ülkelerde dahi bu aşı ücretsiz bir şekilde halka yapılırken, ulusal aşı takvimine alınmışken Türkiye’de neden hala ücretli?

2021 yılında Boyun Eğmeyen İlaç Emekçileri ismiyle bir platform kuruldu. Bu platformun kurucu üyeleri Ecz. Cem Kılınç ve Ecz. Buğra Üstündağ “HPV Aşısı Ücretsiz Olsun!’’ sloganıyla bir çıkış yaptı.

Bu eylemlilik büyüdükçe büyüdü ve kendi kurdukları ilişkiler ile 300’den fazla kadını bağışlarla aşıladılar. Aşının önemini anlatan birçok eğitim ve seminer düzenlediler. Bu eylemliliğe birçok sağlıkçı dahil oldu.

Birçok hekim “benim de anlatacaklarım var” deyip seminerlere destek verdi, eğitimlere öncülük etti. Birçok eczacı “ben de bağışçıyım” deyip birçok genç kadının aşılanmasına katkı sundu.

Peki bu kadar mıydı? Meselenin bağışlarla olmayacağına dikkat çeken Boyun Eğmeyen İlaç Emekçileri “bu aşıyı devlet karşılamalıdır!” dedi ve benim de dahil olduğum bir hukukçu grubu ile birlikte birçok kez dava açtık davalarımızın birçoğunu kazandık ve kararlar açıklandı: HPV aşısının hayati risk taşıyan rahim ağzı kanserine yol açan virüse karşı çare olduğu ve ücretsiz karşılanması gerektiği….

Büyük bir sevinç duyuyorduk. Senelerdir verdiğimiz mücadele sonuç vermişti. İleride Türkiye’de rahim ağzı kanserinden ölen kadınları duymayacaktık. Bundan güzel çok az şey vardı. Dönemin bakanı sözünü verdi. “Bundan sonra HPV aşısını devlet karşılayacak” dedi. Daha sonra Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da HPV aşısının 2025 yılının sonunda ücretsiz olarak uygulanmaya başlanacağını açıkladı.

Peki sonra? Hala bekliyoruz. Çünkü verilen sözler tutulmadı. HPV aşısı hala paralı ve günden güne pahalılaşıyor. Peki ya kadınlar? HPV enfeksiyonu edinmeye devam ediyor, rahim ağzı kanserine yakalananlar da günden güne artıyordu.

HPV aşısı bu denli önemli iken, HPV isimli virüsün birçok tipine karşı vücudu koruyor iken hala ücretli olması ve bu ücretin ülkenin %98’lik dilimde kalan insanları için karşılanabilir olmayışı akıllara şu soruyu da beraberinde getiriyor: “Yaşamak ya da iyi yaşamak, zenginlerin tekelinde midir?

”Bu sorunun cevabı maalesef evet. Çünkü birçok emekçi kadının bu aşıyı olmak için borca girdiğini ve hatta kredi çektiğini biliyoruz.

Aşının ücreti maalesef herkes için ulaşılabilir bir tutarda değil. Kadınlar rahim ağzı kanserine yakalanmamak için bu aşıyı olmak zorunda ve aşıyı olabilmek için belki de birçok şeyden feragat ediyorlar. Örneğin bu aşıyı kızına yaptırabilmek için hafta sonları ek işe giden insanlar var. Evet, durum bu kadar ciddi iken hala mücadele etmek zorunda kalmamız da acı bir gerçek. Emekçilerin kaderi hastalığa teslim olmak olmamalıdır. Böyle bir ezber var ise de biz bu ezberi yıkacağız elbet.

Gelelim neden mücadele verdiğimiz hususuna. Sahi biz neden yaşam hakkımız için mücadele veriyorduk? Yani neden buna zorunluyduk? “Kadınlar yaşasın” diye haykırmak bir mecburiyet halini almışsa bir şeyler ters gidiyor demektir. Kadınlar yaşasın istiyoruz fakat biz yaşasın derken karşımıza neler çıkıyor? Biraz anlatalım…

Hpv aşısı olunmalı dediğimizde aldığımız tepkilerden sadece birkaçını derlemek istedim ve derledim.

1) “Kadın da tek eşli olsaymış canım… Devlet karşılamak zorunda mı onun aşısını?”

(Oysa aşısız toplumlarda kadınlar %80 hayatında en az bir kere HPV enfeksiyonu geçiriken bu oran erkeklerde daha da yüksek.)

Kaba ifadeyle erkek aldatır kadına bulaştırır ve kadın “çok eşli” diye yaftalanır. Türkiye’nin ezberi bu yönde. Hatta dönemin yetkili isimlerinden biri “bu aşıya gerek yok, ben kızıma güveniyorum” şeklinde bir cümle bile kurmuştur. HPV pozitif bir kadına bakılan gözler ve alınan tavır budur. Ama gerçek bu değil. HPV enfeksiyonu edinmek ayıplanacak bir durum değildir. HPV’yi taşıyan erkeklere nasıl kızmıyorsak HPV’yi taşıyan kadına da kimsenin kızma hakkı yoktur. Mesele çok basittir: bir kanser türü var ve bu kanserin önleyicisi mevcut, o da aşı. O zaman aşı olacağız ve evet bu aşıyı devlet ücretsiz yapmak zorundadır.

2) “Bu aşıyı yaptırmak devlete büyük külfet olur. “

Ne kadar naif ne kadar da devletini düşünen bir kimse değil mi? Değil.

Türkiye’de sadece bir yıl içinde bile binlerce kadın rahim ağzı kanserine yakalanıyor ve tedavi olmak için aylarca hastaneden hastaneye koşuşturuyor. Kemoterapi ücretleri, ilaç ücretleri daha mı ucuz zannediliyor? Devletin sağladığı ücretsiz hizmetler, HPV aşılamasından katbekat daha fazladır. Aslında HPV aşısının ücretsiz şekilde yapılıyor olması, devleti daha büyük bir zarardan kurtaracaktır. Fakat bu kar-zarar hesabıyla da bakılmaması gereken bir meseledir. Bir yaşam meselesi… İnsan hayatını konuşurken yapılan kar-zarar hesabının insaniyetten uzak olduğunu düşünüyorum.

Bir de şu var tabii. Eğer bahsettiğimiz aşı, erkek hayatı için elzem olsaydı? Yani bu aşı ekseriyetle erkek hayatını kurtarıyor olsaydı? Yine de tartışır mıydık bugün, ücretsiz olup olmayacağını? Sanmıyorum. Çünkü zaten ücretsiz olurdu. Biliyor ve görüyoruz ki kadın yaşamı ikincil planda ve kadının sağlık hakkı mücadele ile elde ediliyor. Peki ya neden?

Nedeni çok belli. Çünkü hala mücadelesini vermek zorunda olduğumuz bir laiklik meselesi mevcut. Laiklik, insan hayatında su gibi değerlidir. Laiklik olmadığında veya yok sayıldığında kadının yaşam hakkı, kadının özel hayatının tartışılmasına indirgenecek kadar yoksunlaşır. Kadın, yaşam hakkını savunurken “tek eşli” olduğunun vurgusunu yapmak mecburiyetinde kalır. Peki ya neden?

Kadınlar, sadece yaşamak istiyor. Mücadele vermesine gerek kalmaksızın eşit, laik bir ülkede yaşamak…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir