Ritim, müziğin kalp atışıdır. Sahnedeki enerjiyi görünmez bir güç gibi yönlendiren, şarkılara dinamizm kazandıran ve dinleyiciyi harekete geçiren o temel yapı… İşte bu gücün arkasında, hem sahnede hem de eğitim alanında üretmeye devam eden bir isim var: Barış Can Çelik.
Flört grubundaki performansıyla dikkat çeken, aynı zamanda özel dersleriyle yeni nesil bateristlere ilham veren Çelik ile müzikal yolculuğunu, Anadolu Rock’a bakışını ve ürettiği içeriklere gelen geri bildirimleri konuştuk. Ritimle kurduğu bağı, sahnedeki enerjisini ve eğitmenlik vizyonunu tüm samimiyetiyle anlattı.

Müzikal Yolculuk & İlham
Bateriye başlama hikâyen nasıl başladı? Seni en çok etkileyen ilk davulcu kimdi?
Bazı şeyler doğuştan gelir derler ya; tam olarak öyleymiş. Bebeklik zamanlarımda annem mutfaktayken ben de tahta kaşıklarla tencerelere vurup ona eşlik edermişim. Metal bir tepsimiz var ve hala duruyor. Onunla olan anılarımı hayal meyal hatırlarım. Sesi çok hoşuma gidiyordu. Biraz daha büyüyüp bilinçlendikçe o özel anları hatırlamak daha da kolaylaşıyor. Davulların beni kendine çekişi karşı konulamaz bir şeydi. Ailem ile gittiğimiz Grup Yorum konserinde sahnedeki kalabalık orkestrada gözlerimi bateristten ayıramamıştım. Bir seferinde ise babamın çalıştığı şirketin bir organizasyonunda canlı müzik de olmuştu ve orada bateri beni büyülemeye devam ediyordu. En sonunda harekete geçiren şey ise bilgisayar öğretmenimiz Gülşah Hoca’nın bize School of Rock adlı filmi izletmesi olmuştu. Ben bunu istiyorum dediğim ve de uğruna adandığım o an…Beni en çok etkileyen ilk davulcu da haliyle filmdeki Freddy Jones karakteri olmuştu. Asıl ismi Kevin Clark olan baterist maalesef 2021 senesinde aramızdan ayrıldı.
Müziğe yönelirken seni motive eden en büyük etken neydi?
Bana yaşadığımı hissettirmesiydi. Ruhuma dokunuyordu. Seslere de dokunamazsın ruhuna da ama müzik ruhuma dokunabiliyor. Mutluluğu arttıran, üzüntüye ise şifa olan o sihir beni motive eden en büyük etkendi.

Kendi tarzını üç kelimeyle tanımlasan bunlar ne olurdu?
Tutku, coşku ve de özveri.
Sahnede seni en çok besleyen duygu nedir?
Her şarkının başka bir duygusu var. Bazen hüzün, bazen mutluluk, bazen öfke… diye gider. Hepsini besleyip en yoğun şekilde yaşayan ve yaşatmaya çalışan bir coşkum var. Benimle birlikte o coşkuyu yaşayanların duyguları ile beslenir ve daha büyük bir coşkuyu onlara vermeye çalışırım.
Kariyerinde “kırılma noktası” dediğin bir an oldu mu?
Aslına bakarsak bu yola adandığım o ilk ana hayatımın kırılma noktası derim.
Flört Grubu & Sahne Deneyimi
Flört grubunda baterist olmak sana müzikal olarak neler kattı?
Profesyonel alanda tecrübeler kazandırdı.
Flört ile sahne almakla solo ya da farklı projelerde çalmak arasında nasıl farklar var?
Grubun sadık bir dinleyici kitlesi var. Şarkıları ezbere biliyorlar ve de hep bir ağızdan eşlik ediyorlar. Seyirci sahnenin enerjisi ile, sahne ise seyircilerin enerjisi ile beslenir. Flört dinleyicilerinin enerjileri gerçekten muhteşem. Herkesin yüreğine sağlık! Bu kitle grup ile birlikte neredeyse otuz seneyi geride
bırakmış. Geçip giden o yılları hep birlikte yaşamak ve de yaşamaya devam etmek diyebilirim.
Grup içindeki yaratım sürecinde ritim yazımı nasıl şekilleniyor?
Ben gruba dahil olduğumda albüm tamamlanmış ve de yayın tarihini bekliyordu o yüzden grup ile yaratım sürecini henüz bizzat yaşamadım ancak tecrübelerime ve de grup ile sohbetlerimize dayanarak şu şekilde aydınlatabilirim; şarkılarda duyduğumuz ziller bile yerli yerinde düşünülerek yazılıyor.
Flört repertuvarında seni en çok zorlayan ya da en keyif aldığın parça hangisi?
En keyif aldığım şarkı “Yola Devam.”
Canlı performanslarda doğaçlamaya ne kadar alan bırakıyorsun?
Çaldığım ekibe göre değişiyor. Bazen çaldığımız müziğin iskeleti belli olur ve gerisi o an doğaçlama olur. Her an başka bir sen vardır ve o doğallık güzellik katar. Flört için konuşuyor olursak; bir zil vuruşunun dahi kurgulanmış olması o disiplin içinde çalmayı gerektiriyor . Bazı şarkılardaki ataklar dahi neyse o olmalı ama bazen bazı şarkılardaki ataklar doğaçlamaya müsait olabiliyor.
Anadolu Rock & Müzikal Perspektif
Anadolu Rock senin için ne ifade ediyor?
Rock müziği damarlarıma kadar hissederken, memleketimin sıcaklığı ve de kokusunu alıp yuvamda hissetmeyi ifade ediyor.
Cem Karaca, Barış Manço veya Erkin Koray gibi isimlerin ritim anlayışını nasıl
değerlendiriyorsun?
Üç idol, üç büyük usta. Müzikal bilgelikleriyle birer efsaneler. Ritim konusundaki ustalıklarını bazı şarkılarda okudukları sözlerin ritminden bile anlayabiliriz. Bazen kendimi sadece sözlerin ritmine bırakırım ve heceler baterideki vuruşlarıma dönüşmeye başlar. İşin bütünüyle kompozisyon kısmında ritmik
enstrümanları inceleyecek olursak; şarkıların tarzına ve de içindeki Anadolu tınılarına göre Rock baterisi, Doğu ritimleri ile harmanlanıyor. Yerine göre Disko, Latin ve bazen Rock’n Roll ateşi ritim hattında komutayı devralıyor. Şarkıların tarzını şekillendirirken enerjisini karşı tarafa geçirme konusunda çok
büyük önem arz ediyor. Çeşitli perküsyonlarla birlikte çok zengin bir hatta sahip kompozisyonlar var. Prodüksiyon aşamasında kullanılan efektler de anlayışlarındaki üretim disiplini ve de ustalığın parçası olurken elektronik sesler ve bateriler de kullanılmıştır.
Anadolu Rock’ın davul partisyonları sence klasik rock altyapısından nasıl ayrılıyor?
Topraklarımızın ritimleri ile beslenmesiyle ayrıldığını söyleyebiliriz. Bu, her zaman keskin bir şekilde ayrılacağı anlamına gelmiyor. Bazen o mutfağa daha yakın altyapıya sahip eserler de icra edilmiş ancak genel anlamda darbuka, kaşık ve bunun gibi perküsyonlarımızla beslendiğine fazlasıyla şahit oluyoruz ve
de baterinin ritim kurma anlayışı, bu perküsyonların ritim oluşturma dinamiklerini fazlasıyla esas alabiliyor.
Geleneksel Türk ritimlerini modern davul setine uyarlama konusunda düşüncelerin
neler?
Darbuka üzerinden örnek verecek olursak; darbukadaki düm sesi bizde dum ile kick yani bas davulda buluyor kendini. Tek ise oluyor tak ve de karşılığı trampet. En sade formuyla bunların üzerine bir de zil hattını ekleyince içinde saklı olan enerjiyi yansıtmaya başlıyor. Benim için müthiş bir haz. Bateri
setinde konuşmaya başlamaları eşsiz bir deneyim ve de sıra dışı bir lezzet ortaya çıkarıyor. Hele ki davullar ve de ziller iyiyse o zaman tadından yenmez.

Günümüzde Anadolu Rock yeniden yükselişte mi? Genç müzisyenler bu mirası yeterince
sahipleniyor mu?
Maalesef değil, ortada olan şeyi geçmişe duyulan özlem olarak görüyorum. Gençler bu mirası yeterince sahiplenmiş olsalardı; ana akımda havlama sesleri yerine canlı enstrümanlarla yapılan gerçek müzikleri dinleyebilirdik ancak bu noktada suç onlarda değil. Suç sistemde. Üretimdeki tek amacı para olanlar
sanatı sanat olmaktan çıkarıp fabrikasyon ürünlere dönüştürüyorlar. Sektör günümüzde şuna dönüşmüş durumda; müzik, bilgisayardan tek bir kişinin en az uğraşıyla yapılıyor. Canlı enstrümanlar kullanmadan, sesleri kesip biçerek oluşturulan altyapıya içinde yaşanmışlık olmayan ucuz sözler ekleniyor.
Kompozisyonda ufacık bir bilgelik ve ustalık olmayan basit ve de kopya yapıştır işler gün sonunda en çok parayı kazanabiliyor. Gençler de kolay yoldan para kazanmaya özeniyorlar. Gerçek müziği ortaya çıkarmak günümüzde korkunç rakamlara mal oluyor. Bir enstrüman öğrenmek ve ya sesini eğitmek de uzun
ve zorlu bir süreç. Bunun yerine evlerinde oturdukları yerden en az zahmet ve de maliyetle bir şeyler yapıp zengin ve de ünlü olmanın hayaline özendiriliyorlar. Herhangi bir tarzın ise yeniden yükseleceğini düşünmüyorum. Gerçek müzik zamansızdır, her dönem dinlenir. Üretilirkenki ilk önceliği para
değildir. Para amaç değil; araç olmalıdır. Amaç olduğu zaman ruhunu kaybeder. Yükselecek olanın yeni bir müzik tarzı olabileceğine inanıyorum.
Her dönemin kendine özel dinamikleri vardır ve bu dinamikler yeni tarzları doğururlar; ancak günümüzde ne yazık ki buna şahit olamıyoruz. Yaratıcılık ve de özgünlük köreldi. Yerini kopya yapıştır işler aldı. Teknoloji geliştikçe insan, tek başına bilgisayar ile her şeyi yapabilme üzerine yoğunlaştı ve de
günümüzde yapay zeka ile artık fikri bile bilgisayara sorar oldu. Bu kısır dönemi geride bırakmamızın yolu, var olanın bir benzerini yeniden yapmak değil; yeni bir yaklaşım ile daha önce duyulmamış olanı üretebilme motivasyonudur. Yükselecek olan odur ve bu şekilde olursa kültürel ve de müzikal olarak
gelişimimiz de ileri doğru ivme kazanmış olur.
Eğitmenlik & Özel Ders Süreci
Özel ders vermeye nasıl karar verdin?
Müziğe olan aşkım gibi, öğretmeyi de çok seviyorum. Bunu kardeşim doğduktan sonra onunla birlikte büyürken yoğun bir şekilde hissettim. Vakti gelecek ve bildiklerimi insanlarla paylaşacaktım. Bu Dünya’da hepimizin bir görevi var. Benim görevlerimden biri kesinlikle buydu. Karanlık yollara ışık tutacaktım.

Öğrencilerine ilk derste en çok neyi aşılamaya çalışıyorsun?
Müziğin ve de davulların gözle görülmeyen ama tüm varlığımıza dokunabilen sihirli ruhunu hissedebilmeyi.
Teknik mi, groove mu? Öğrencilerinde hangisini önce geliştirmeyi tercih ediyorsun?
İkisini de dengeli bir şekilde yürütmemiz lazım. İstediğin kadar teknik çalış; groove olmadan robottan farkımız olmaz. Ritim bilgisayardan mı çalıyor yoksa bir insan mı çalıyor belli olmalı. Bir insan gibi nefes alıp vermeli, kalbi atmalı. Eğer ki groove varsa ama teknik yoksa o zaman da aklımızdan geçenleri
emretme konusunda zorluk yaşayabiliriz. Önceliğim groove ama teknik üzerine inşa etmeye çok önem veriyorum.
Her öğrencinin öğrenme stiline göre yöntemini nasıl şekillendiriyorsun?
Her birimiz ayrı beyinlere sahibiz. Hepimiz farklı şekilde algılar ve de yaklaşırız. Bedenlerimiz de farklıdır enerjilerimiz de. Hayata baktığımız pencereler de farklıdır. Bu sebeple; o pencerelerden bakmaya çalışıyorum. Öğrencilerimin karakteri ve de psikolojisi yaklaşımımı belirliyor. Tek tipte öğretim modelini
yanlış buluyorum ve farklılıklarımıza göre her birimizin sahip olduğu o ayrı yolu aydınlatmaya çalışıyorum.
Eğitmenlik yapmak kendi müzikal gelişimine nasıl katkı sağlıyor?
Öğrettikçe öğrenmeye devam ediyorsun. Yeni yollar keşfetmemize büyük katkı sağlıyor. Bazen çok iyi bildiğin bir konuyu farklı yollar ile anlatma ihtiyacı duymak bile buna dahil. Öte yandan zihnini ve bedenini her zaman diri tutuyor. Müzik gibi sonsuz bir evrende çok fazla alt başlık var. Müzik tarzlarının her
biri dahi ayrı ustalık gerektirirken müziğin her alanıyla ilgilenmeni ve de bilgi sahibi olmanı zorunlu tutuyor. Notalarla birlikte nefes alıp verdiğin bu evrene, kuş bakışı bir şekilde bakıp o huzurlu hakimiyeti kurabilmeye çok büyük katkı sağlıyor.
İçerik Üretimi & Geri Bildirim
Sosyal medyada ürettiğin içeriklerin çıkış noktası nedir?
Kalbim. O gün, o saniye ne hissediyorsam o duygulara tercüman olan eserlere dokunma arzum.
İçerik üretirken eğitici mi yoksa ilham verici olmayı mı önceliklendiriyorsun?
İlham verici olurken eğitici olabilmeyi hedefliyorum ama öncelik ilham verici olmak.
Takipçilerinden aldığın en unutulmaz geri bildirim neydi?
Çok özel anlar var. Feyzullah Çınar’ın kızı Hüsniye Abla ile tanıştığımız ve paylaştığımız enerjiden Amerika’ya; çok sevdiğim The Voidz grubunun bateristi Alex Carapetis ile tanışmamıza kadar saya saya bitiremem. Ben bunun gibi durumlarda çok zorlanırım. Arka arkaya saymaya başlarım çünkü benim için o
anlar birer hazine. En son aldığım o hazinem olan en unutulmaz geri bildirimlerden biriyle noktalayayım. Babalarileresital sayfasının yorumu; o tabureye oturduğumda sanki New York’un dumanlı bir caz kulübüyle Anadolu’nun en efkarlı sokağının, ritmimde el sıkıştığını betimledi ve beni çok duygulandırdı.
Herkese sonsuz sevgilerimi, teşekkürlerimi ve de selamlarımı yolluyorum.
Olumsuz eleştirilerle nasıl başa çıkıyorsun?
Herkesin zevkleri ve de renkleri birbirinden farklı olabilir. Aynı anda herkesi memnun etmek pek de mümkün olmuyor. Üstelik olumsuz eleştiriler yaptığımız işe katkı sağlayabilir. Yeter ki birbirimize saygımız olsun. Olmazsa da sağlık olsun. Herkes kendine yakışanı yapar.
İçeriklerinin öğrencilerine veya müzisyenlere somut katkı sağladığını düşünüyor musun?
Üretirkenki motivasyonum bu yönde. Sağlayacağını düşündüğüm için tüm enerjimi ortaya koyuyorum. Umarım ki sağlıyordur.
En çok etkileşim alan içeriğin hangisiydi ve sence neden?
Instragram’da Ferdi Tayfur’un İntizar adlı eseri ve de Tiktok’ta yine Ferdi Tayfur’un Sevginin Ötesi adlı eseri. Ferdi Tayfur hem duruşuyla, hem usta müzisyenliği ve de ciğerimizi parçalayan eşsiz yorumlarıyla ülkemizin en değerli sanatçılarından biri. Çok büyük bir hayran kitlesi var ve de
hayran kitlesinin sevgisi kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük. Nedeni tam olarak bu sebepten ancak eserlerini çaldığım büyük sanatçılarımızın hepsi çok değerli ve bazen bazı videolarda rakamlar birbirinden tutarsız da şekillenebiliyor. Bazen tamamen paylaştığın o anın büyüsü oluyor. Bazen erken saatlerde paylaşım yapıyorum ve o saatlerde birinin kalbine dokunurken bazen bir akşam vakti, işinden dönüp de plak çalarında benim paylaştığım şarkıyı dinleyen birisinin değerli hisleriyle o videoyu yeniden paylaşması bu rakamlarda etken oluyor.
Kişisel & Gelecek Planları
Hayalindeki sahne ya da festival neresi?
Hayatımın ve müzikle birleşen yolumun her evresinde farklı bir hayal var ve bunun gerçekten bir sonu yok. Çocukluğumda gittiğim festivallerin hayalini kurardım ve sonrasında festival sahnelerinde çaldım. Baterimi, ormanın ortasında bir off-road aracının tepesine kurduğumda da, Mahmut Tuncer ile aynı
klipte, bir havuzun üstünden geçen tahta bir köprüye kurduğumda da orası benim hayalimdeki sahneydi. Babam her zaman ‘’Ay’a bateri kursalar oraya da gider çalar’’ der. Gerçekten de öyle. Orada çalsam bu sefer Mars derim, sonra Andromeda. Festival olarak Dünya’nın her yerinden insanların bir araya geldiği
en büyük festivaller diyeyim.
Bir gün birlikte çalmak istediğin bir sanatçı var mı?
Değerlerini koruyan ve de duruşu olan her sanatçı ile çalmak isterim.
Kendi davul metodunu ya da eğitim serini hazırlama gibi bir planın var mı?
Plan değil de gelecekte bir düşünce olarak var.
Genç bateristlere vereceğin en önemli tavsiye ne olurdu?
Enerjinizi kopyalayıp yapıştırmaya değil, kendi özünüzde var olanı ortaya çıkarmaya harcayın. Tıpkı konuşmayı öğrenmek gibi; önce kelimeleri taklit ederek öğreniriz. Annemiz ve de babamız başımızda bize sabırla mesai harcarlar. Sonrasında konuşmaya başladığımızda aynı kelimeleri tekrar etmek değil de
kendimizi ifade edebilmek gibi; bateri çalarken ve de müzik yaparken de kendinizi ifade edin, bir başkasını değil. Tıpkı parmak iziniz gibi yalnızca size ait olan ve de sizi tanımlayan o şeyi bulun. Bir şeyin popüler olması onun iyi olduğu anlamına gelmez. Okuyun ve de araştırın. Keşfedin. Güçlü olun ve de
yolunuzdan ne olursa olsun şaşmayın. Sahip olduğunuz bilgileri paylaşma konusunda ise bencil olmayın.