Son yıllarda elektronik müzik sahnesinde dikkat çeken bir kırılma yaşanıyor. Anadolu’nun melodik hafızası; house, disco ve funk altyapılarla yeni bir forma kavuşuyor. Bir yanda nostalji, bir yanda isyan; bir yanda arabesk vokaller, diğer yanda 130 BPM’lik bir trans hâli.


Bu dönüşüm yalnızca estetik bir tercih değil; aynı zamanda bir kimlik, temsil ve yön meselesi. Label’ların pozisyonu, festivallerin kürasyon dili, dinleyicinin aradığı duygu ve prodüktörlerin özgüveni bu yeni dalganın kaderini belirliyor.


ANKA DERGİ için bir araya geldiğimiz Derdo Disco’nun kurucusu Mükerrem Mislina
Burhan ile; sektörün içeriden nasıl göründüğünü, bu sound’un kalıcı olup olmayacağını,
arabeskin dans pistinde neye dönüştüğünü ve kültür-sanat yönetiminin bu hareketle
kurduğu mesafeyi konuştuk. Bu röportaj, yalnızca bir müzik projesinin hikâyesi değil; aynı zamanda Türkiye’de alternatif üretimin bugün nerede durduğuna dair bir panorama.

Sektörün İçinden / Endüstri Yorumu
Label’lar bu tür projelere uzun vadeli yatırım yapıyor mu, yoksa “şu an çalışıyor” diye mi
pozisyon alıyor?

Açık konuşmak gerekirse müzik endüstrisi çok romantik bir yer değil. Hele ki şuan Türkiye’de herhangi bir şeye uzun vadeli yatırım yapılabileceğini düşünmüyorum.Son yıllardaki ekonomik darboğaz ve iş iptalleri herkes kadar labelları da günü kurtarmaya itti.
Ama Anadolu referanslı işler “trend” diye başlasa da insanların duygusal hafızasına dokunduğu için kalıcı olabiliyor. Çünkü bu müzik sadece sound değil, aynı zamanda kolektif bir duygu arşivi.

Türkiye’deki prodüktörlerin en büyük eksiği teknik altyapı mı, network mü, yoksa özgüven mi?
Teknik altyapı asla değil. Türkiye’de çok iyi prodüktörler var. Mesele özgüven ve onay ihtiyacı.
Uzun süre batıyı taklit ederek müzik yapmaya çalıştık. Kendi kültürümüzün “varoş” olduğuna inandırıldık. O yüzden biraz geç sahip çıktık. Halbuki Anadolu müziği zaten dünyanın en psychedelic, en groove’lu arşivlerinden biri. Biraz cesaret edip o sesle oynadığında çok enteresan şeyler çıkıyor.

Sence bu dalga kendi küratörlerini ve eleştirmenlerini yaratabildi mi, yoksa hâlâ dışarıdan onay bekleyen bir yapı mı var?
Türkiye’de müzik eleştirisi zaten çok güçlü bir alan değil. Çoğu şey ya PR metni ya da Twitter yorumu olarak kalıyor. Bu sahnenin küratörleri biraz DJ’ler, biraz da dinleyicinin kendisi.Çünkü sahneden seyirciye geçmeyen bir şeyi kimse teorik olarak kurtaramaz.

Dinleyici Yönelimi
Bu gecelere gelen kitle müziğin hikâyesini mi önemsiyor, yoksa sadece enerjisini mi?

Değişir. Kimliği ilginç bulup gelen de var, bu müzikte çok eğleniriz diyen de. İkisi de kıymetli bana kalırsa.Kimse evden “Bugün Anadolu müziğinin tarihsel dönüşümünü deneyimlemeye gideyim” diye çıkmaz. İnsanları çekecek bir müzik yapıyor olman şart ama bir de anlatacak bir öykün varsa hızlı bir benimseme ve sempati doğuyor seyircide.

Dans pistinde arabesk vokal duyulduğunda insanlar rahatlıyor mu, yoksa bir yüzleşme mi
yaşıyor?

EDM formda arabesk duyunca başta bir şaşırıyor insanlar. Bir yandan gülüyorlar çünkü ortam disko, bir yandan da şarkının söylediği şey çok gerçek. Bu topraklarda dertsiz 1 kişi bile yoktur ama biz dertlerimizle dalga geçmeyi çok iyi biliriz. Derdo Disco’nun özeti de bu zaten.


Dinleyici artık “iyi DJ” mi arıyor, yoksa bir anlatısı olan sanatçı mı?
Eskiden “Content is the king” idi, şimdi “Concept is the king.”
İyi dj çok var ama insanlar hikaye anlatmayan biriyle bağ kurmuyor bence artık. Mesela Boiler Room’da yaşlı babasını yanına oturtup ud çaldıran Nooriyah hem batı hem doğu dünyasında alkışlanıyor. Çünkü sadece müziğini dinletmektense Ortadoğulu bir baba kıza ait anlatı koyuyor sahneye.


Sence bu sound’un kitlesi kalıcı mı, yoksa trend değiştiğinde başka bir estetiğe mi kayacak?
Bir kısmı trend olabilir ama bu müziğin temelinde çok güçlü bir duygusal hafıza var.
Türk müziği bu coğrafyanın soundtrack’i gibi.
O yüzden belki formu değişir ama o duygunun bir şekilde rock da yapsan pop da yapsan var olmaya devam edeceğini düşünüyorum.

İnsanlar bu müziği dinlerken kimliklerini mi güçlendiriyor, yoksa geçici olarak askıya mı alıyor?
Bence güçlendiriyor. Uzun süre kulup müziği batı referanslıydı. Şimdi evde dinlediği şarkıyı mekanda duymak insanları rahatlatıyor. Bu müzik aslında insanlara gel o “guilty pleasure” şarkını hepimiz dinliyoruz demek gibi. Onaylanan kimlik güçleniyor.

Üretim Süreci
Bir türküyü veya arabesk şarkıyı setine dahil ederken ilk baktığın şey söz mü, makam mı,
groove potansiyeli mi?

İlk baktığım şey duygu.


Anadolu müziğinin mikrotonal yapısı elektronik prodüksiyonda seni teknik olarak zorluyor mu?
Evet ama zaten teknik olarak mükemmeli aramıyoruz. Hatta bazen o uyumsuzluklar, küçük kaymalar müziğin büyüsü oluyor. Biraz yamuk, biraz kırık, çok daha insani ve kendine has.

Senin için önemli olan tanınabilirlik mi, yoksa melodiyi tamamen dönüştürmek mi?
Orası biraz hassas. Dinleyici tanıdık melodi duyunca yükseliyor fakat tamamen nostalji yapmak istemem, çünkü Derdo Disco kaliteli müzik ortaya koymakla derdi olan biri.


Bu projede sezgi mi ağır basıyor, yoksa ciddi bir müzikolojik araştırma süreci mi var?
Önce sezgi. Çünkü bir DJ’in ilk ve en kritik işi, müziğinin insanlara geçip geçmeyeceğini hissetmek. Ama bu sezgiden sonra ciddi bir araştırma gerekiyor. Bazen bir şarkının en dogru versiyonunu, eski bir kaydı, daha iyi bir vokali bulmak için saatlerce Youtube, Soundcloud, undergorund müzik sitelerinde sabahlıyorum, bir link daha tıklasam dark web’e düşerim o derece.

Sokak & Kültürel Zemin
Bu müzik gerçekten sokaktan mı doğuyor, yoksa şehirli bir yeniden yazım mı?
Kökü kesinlikle sokakta, ama şuan yaşanan şey biraz şehirli bir yeniden okuma. Mahallede büyümüş çocukların büyüyüp kulupte buluşması gibi.

Arabesk bugün yeniden alt kültür mü oldu, yoksa artık kolektif hafızanın ana akımı mı?
Bence arabesk zaten hiçbir zaman tam olarak kaybolmadı. 1960larda göçü, büyük şehirlerdeki zorlukları, sınıfsal eşitsizlikleri yansıtan müzik olarak hayatımıza girmişti hatırlarsınız ve hızla popülerleşmişti. Bugünkü yaşam koşulları, ekonomik belirsizlikler sosyal stresler o döneme çok benzer. O yüzden son dönem popta,rapte olduğu gibi elektronik müzikte de arabesk tınıların karşılık bulması kaçınılmaz.


Kulüp kültürüyle mahalle kültürü arasında hâlâ bir mesafe var mı?
Azaldı. Eskiden mahallede duyduğun müzikle kulupte duyduğun müzik birbiriyle selamlaşmazdı.Şimdi dj setinde mahalle melodisi, mahalledeyse basit bir kick duyarsın.
2 taraf da birbirine saygı duymaya başladı. Sokağın boş bir kültür olmadığı gibi kulupteki herkesin züppe olmadığı konusunda el sıkıştık sanki.

Kültür-Sanat Yönetimi & Politika
Kültür-sanat kurumları ve festivaller bu tür projelere yeterince alan açıyor mu?
Bence hala çok yeni bir şeyden bahsediyoruz. Sektörün büyük kısmının henüz Anadolu- Türk- Ortadoğu müziğinin global ve cool versiyonlarının farkında olduğunu düşünmüyorum. Ama istisnaları tabii ki var; mesela Pozitif ekibi trendleri hemen yakalayan vizyonlu bir ekip.
Bir yandan yurtdışında bir festival sound’daki lokalliği överek Derdo Disco’yu davet etti geçen hafta. Özetle, önümüzdeki dönemde hem kültür sanat kurumları hem festivaller tarafından daha fazla kabul göreceği ve alan açılacağını düşünüyorum.


Devlet destekleri ve fon mekanizmaları alternatif elektronik projeler için erişilebilir mi?
Türk müzisyeni, hangi genreden olursa olsun, yalnızlığını ve bağımsızlığını çoktan kabullendi bence.


Bu müziğin arşivlenmesi, belgelenmesi ve akademik olarak ele alınması gerektiğini düşünüyor musun?
Kesinlikle. Çünkü bu sadece müzik türü değil kültürel bir dönüşüm. Bugün Türk Müziği üzerine yazılan bir tez 5 sene öncesinden farklı olacak çünkü o günden beri pek çok farklı kültür ve genre Türk müziğini keşfetti, değiştirdi, üretimlerine dahil etti.


Küratörler Anadolu referanslı projeleri bir trend başlığı altında mı topluyor, yoksa sahici bir kültürel üretim olarak mı görüyor?
Küratörler başta her şeye trend diye yaklaşır, mesleki refleks. Ama toplumsal hafıza ölmediği sürece Neşet Ertaş şarkısının herhangi bir versiyonunu insanlar dinlemeye, sevmeye devam edecek. Yani trendse de bu trendin kökü çok derinde.


Sence bu dalga bir kültürel hareket mi, yoksa piyasanın estetik rotasyonu mu?
Piyasa her şeyi kategorize etmeyi seviyor ama tüm etiketlerin ötesinde bu insanlara kendi hikayelerini geri veren bir sound. Evet üzgünüz ama koyvermeyelim diyen bir sound. Bu duygu bizim insanımızda ölmez.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir